Küstâhân Ne Demek? Bir Kelimenin Kalbimde Bıraktığı İz
Değerli Atekyapi okurları, bu makalemizde “Küstâhân ne demek” konusunda bilmeniz gereken her şeyi derledik.
Bazı kelimeler vardır, anlamını öğrendiğiniz anda sadece zihninize değil, kalbinize de dokunur. “Küstâhân” benim için böyle bir kelime oldu. İlk duyduğumda kulağıma eski bir hikâyeden kopup gelmiş gibi hissettirmişti. İçinde hem bir kırgınlık hem de bir uyarı taşıyan bu kelimenin anlamını öğrendiğim gün, geçmişte yaşadığım bazı anılar birer birer gözümün önüne geldi.
Kayseri’de, küçük ama bana ait hissettiren odamda eski günlüklerimi karıştırırken karşıma çıktı bu kelime. 25 yaşındayım ve yıllardır yaşadığım her duyguyu, her kırgınlığı, her sevinci yazıya döküyorum. Bazen birkaç cümleyle günü anlatıyorum, bazen de sayfalarca içimde birikenleri yazıyorum. O gece elimde eski bir defter vardı. Sayfaların arasında altı çizilmiş bir cümle gördüm ve içinde “küstâhân” kelimesi geçiyordu.
Anlamını bilmiyordum. Araştırdım ve öğrendim: Küstâhân; küstahça davranan, saygı sınırlarını aşan, haddini bilmeden hareket eden anlamına gelir. Fakat bu kelime benim için sadece bir sözlük karşılığı olmadı. Bana, insanların birbirine nasıl davrandığını, bazen farkında olmadan nasıl yaralar açabildiğini hatırlattı.
Bir Akşamın İçinde Saklanan Kırgınlık
O kelimeyi öğrendiğim gece aslında başka bir şeyi de düşündüm. Birkaç ay önce yaşadığım bir olayı…
Kayseri’de soğuk bir kış akşamıydı. Sokak lambalarının altında yürürken içimde garip bir heyecan vardı. Uzun zamandır görüşmediğim eski bir arkadaşımla buluşacaktım. Yıllar önce aynı hayalleri kurduğumuz, saatlerce konuştuğumuz biriydi. Ona anlatacak çok şeyim vardı. Yeni hedeflerimden, yaşadığım değişimlerden, bazen zorlandığım ama yine de devam ettiğim günlerden bahsetmek istiyordum.
Buluştuğumuzda ilk başta her şey güzeldi. Eski günlerden konuştuk, güldük. Fakat zaman ilerledikçe konuşmaların yönü değişmeye başladı. Ben içimden gelenleri anlatırken, karşımdaki kişi sözlerimi küçümsemeye başladı.
“Bunlar da dert mi?” dedi bir ara.
O an içimde bir şey kırıldı. Belki söylediği cümle çok büyük değildi ama yıllardır taşıdığım duyguların üzerine ağır bir taş gibi oturdu. Çünkü bazen insanı yaralayan şey, söylenen sözden çok, o sözün söylendiği tavırdır.
Eve dönerken çok düşündüm. Kendime kızdım, üzüldüm. “Neden bu kadar etkilendim?” diye sordum. Çünkü değer verdiğim birinden gelen küçük bir saygısızlık bile insana büyük bir boşluk hissettirebiliyor.
O gece günlüğüme uzun uzun yazdım. Sonra karşıma çıkan “küstâhân” kelimesini not aldım. Çünkü o an yaşadığım şeyi anlatan en yakın kelimelerden biriydi. Bir insanın karşısındakinin duygularını önemsemeden, sınırları aşarak konuşması gerçekten de küstâhân bir davranıştı.
Küstâhân Kelimesinin Ardındaki Duygu
Bir kelimenin anlamını bilmek bazen sadece sözlük bilgisi değildir. Bazı kelimeler yaşadığımız olaylarla birleşince gerçek anlamını kazanır.
Küstâhân ne demek diye sorulduğunda en kısa cevapla; saygısız, arsızca, kendini bilmez şekilde davranan kişi veya tavır anlamına gelir. Fakat benim için bu kelime, bir insanın karşısındaki kişinin kalbine ne kadar dikkat etmesi gerektiğini anlatıyor.
Çünkü hepimiz hayatımız boyunca farkında olarak ya da olmayarak bazı hatalar yapıyoruz. Bazen söylediğimiz bir söz birinin gününü mahvedebiliyor. Bazen küçük gördüğümüz bir cümle, başka birinin içinde uzun süre kalabiliyor.
Ben de geçmişte bazı insanlara karşı kırıcı olduğum anları düşündüm. Belki istemeden, belki fark etmeden. İnsan bazen kendi acısının içinde kaybolup karşısındakinin hislerini göremeyebiliyor. Bu düşünce beni hem üzdü hem de değiştirdi.
O geceden sonra insanlara karşı daha dikkatli olmaya başladım. Çünkü birinin kalbine dokunmanın da, kalbini kırmanın da çok kolay olduğunu fark ettim.
Günlüğümde Kalan Bir Sayfa
Günlük tutmanın en güzel yanı, insanın kendisiyle dürüstçe konuşabilmesi. Kimseye anlatamadığınız şeyleri bir deftere anlatabiliyorsunuz. Benim için günlüklerim sessiz bir arkadaş gibi.
O gece yazdığım sayfada şu düşünceler vardı:
“Bugün bir kelime öğrendim. Küstâhân… Ama aslında bir kelimeden daha fazlasını öğrendim. İnsanların birbirine karşı nasıl davranması gerektiğini hatırladım. Beni kıran kişinin davranışını değiştiremem ama kendi davranışlarımı değiştirebilirim.”
Bu cümleleri yazarken hâlâ kırgındım. Hâlâ içimde bir hayal kırıklığı vardı. Çünkü değer verdiğim birinin beni anlamaması canımı acıtmıştı. Fakat aynı zamanda içimde küçük bir umut da doğmuştu.
Belki her kırgınlık bize bir şey öğretmek için vardır.
Belki bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bize bir ders bırakmak için gelir.
Kayseri Sokaklarında Düşündüğüm Şeyler
Ertesi gün sabah erken kalktım. Kayseri’nin serin havasında yürüyüş yapmak bana her zaman iyi gelir. Şehrin sakinliği, eski binaları, sokakların sessizliği düşüncelerimi toparlamama yardımcı olur.
Yürürken sürekli aynı şeyi düşündüm: İnsan neden bazen kendini üstün göstermek için başkasını küçültür?
Belki de bazı insanlar karşısındakinin değerini görmek yerine kendi eksiklerini kapatmaya çalışıyor. Belki de sert konuşmak güçlü olmak sanılıyor. Oysa gerçek güç, birinin duygularını anlayabilmekte saklı.
Küstâhân davranışlar çoğu zaman büyük olaylarla ortaya çıkmaz. Bazen bir bakışta, bir cümlede, bir tavırda gizlidir. Bir insanın heyecanını küçümsemek, hayallerini değersiz görmek veya hislerini yok saymak da bir çeşit saygısızlıktır.
O yürüyüş sırasında kendime bir söz verdim. İnsanlara karşı daha anlayışlı olacaktım. Çünkü yaşadığım kırgınlık bana önemli bir şey göstermişti: Her insan görünmeyen mücadeleler veriyor.
Bir Konuşmanın Getirdiği Umut
Aradan birkaç hafta geçti. O arkadaşım ile tekrar konuştuk. İçimde hâlâ biraz kırgınlık vardı ama öfkem azalmıştı. Ona o gün hissettiklerimi anlattım.
“Beni asıl üzen söylediğin söz değil, bunu söylerken beni anlamaya çalışmaman oldu.” dedim.
İlk defa gerçekten dinlediğini hissettim. Belki o da yaptığı şeyin farkında değildi. Belki sadece düşünmeden konuşmuştu. Bana özür dilediğinde içimde büyük bir rahatlama oldu.
Her şey eskisi gibi olur mu bilmiyorum. Bazı kırgınlıklar eski haline dönmez. Ama en azından birbirimizi anlamaya çalıştık.
O gün anladım ki insanlar bazen küstâhân davranışlar sergileyebilir, hata yapabilir. Önemli olan hatayı fark edebilmek ve değiştirmek için çaba gösterebilmektir.
Küstâhân Olmamak İçin Kendimize Bakmak
Bu kelimeyi öğrendikten sonra kendime sık sık şu soruyu soruyorum:
“Ben farkında olmadan birinin kalbini kırıyor muyum?”
Çünkü insan sadece başkalarının hatalarını görmekte kolaylanıyor. Kendi davranışlarımızı değerlendirmek ise daha zor.
Küstâhân olmak bazen sadece yüksek sesle konuşmak değildir. Birinin duygularını önemsememek, sürekli kendini haklı görmek, karşısındakine değer vermemek de bu anlamın içine girer.
Bence güzel insan olmanın en önemli taraflarından biri, kendini değiştirebilmektir. Hata yaptığında kabul edebilmek, özür dileyebilmek ve karşındaki insanın hislerine saygı gösterebilmek büyük bir olgunluktur.
Atekyapi okurlarıyla “Küstâhân ne demek” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!
Bir Kelimeden Daha Fazlası
Bugün dönüp o eski günlüğüme baktığımda hâlâ aynı duyguları hissediyorum. O sayfalarda biraz kırgınlık, biraz öfke, biraz da umut var.
“Küstâhân ne demek?” diye başlayan küçük bir merak, bana insan ilişkileri hakkında çok şey öğretti. Bir kelime sayesinde kendi davranışlarımı sorguladım, geçmişte yaşadığım bir olaya farklı gözlerle baktım.
Hayatımız boyunca birçok insanla karşılaşıyoruz. Bazıları bize mutluluk getiriyor, bazıları ise bize ders veriyor. Bazen bir söz canımızı yakıyor, bazen bir özür içimizi rahatlatıyor.
Ben artık şunu biliyorum: İnsanların birbirine karşı en büyük ihtiyacı anlayış ve saygı.
Çünkü güzel bir cümle bir insanın gününü değiştirebilir. Aynı şekilde düşünmeden söylenen küstâhân bir söz de bir kalpte uzun süre iz bırakabilir.
Bu yüzden kelimelerin gücüne inanıyorum. Çünkü bazı kelimeler sadece anlam taşımaz; içinde yaşanmışlıkları, duyguları ve insan hikâyelerini de saklar. “Küstâhân” da benim için artık sadece bir kelime değil. Bana daha dikkatli konuşmayı, daha iyi dinlemeyi ve insanların kalbine dokunurken daha özenli olmayı hatırlatan küçük ama değerli bir ders.