İçeriğe geç

Rumi 1296 yılı miladi kaç yıldır ?

İzmir’de Bir Kahve Masasında Başlayan Büyük Zaman Krizi

İzmir’de 25 yaşında biri olarak hayatımın büyük bir kısmı şu üç şey arasında gidip geliyor: “ne yiyeceğim?”, “ne zaman ciddi olacağım?” ve “neden tarih diye bir şey var?”

Bugün de farklı değildi.

Alsancak’ta küçük bir kafede oturmuşum. Masada latte, telefonda yarım bırakılmış mesajlar, kafamda ise hiç bitmeyen düşünceler zinciri… Arkadaşım Efe bir anda masaya eğildi ve sanki evrenin sırrını çözecekmiş gibi sordu:

“Rumi 1296 yılı miladi kaç yıldır biliyor musun?”

Ben o an ne yaptım?

Tabii ki bildiğimi sandım.

Başımı hafifçe sallayıp “kolay ya” dedim.

Ama iç sesim o anda bağırıyordu: “KOLAY MI? SEN HANGİ CESARETLE KOLAY DEDİN?”

Zamanla Kavga Eden İnsan: Ben

Şunu baştan kabul edeyim: Ben tarih hesaplarını kafada yapan biri değilim. Ben daha çok “bugün günlerden neydi ya?” diye Google’a bakan biriyim.

Ama İzmir’de yaşayınca insan kendini bir anda entelektüel sanabiliyor. Sahilde yürüyüş, kahve, biraz rüzgâr… Sonra bir anda kendini “Rumi 1296 yılı miladi kaç yıldır?” gibi soruların ortasında buluyorsun.

Efe devam etti:

“Bak çok basit aslında.”

Ben içimden: “Hiçbir şey basit değil kardeşim, ben sabah alarmı bile çözemiyorum.”

İç Sesim ve Gerçek Ben Arasındaki Savaş

Dışarıdan bakınca sakinim.

Ama içimde durum şu:

“Rumi takvim neydi? Ay yılı mıydı? Güneş yılı mıydı? Neden iki tane yıl sistemi var? Tek yıl yetmiyor mu?”

Efe konuşmaya devam ediyor:

“Rumi 1296 yılı miladi kaç yıldır, bunu bilmiyorsan tarih bitmiştir.”

Ben:

“Ben zaten tarih olmadım ki, neden bittiğim varsayılıyor?”

O an fark ettim: Bu soru sadece matematik değil, aynı zamanda psikolojik bir test.

Alsancak Kahvesinde Zaman Bükülmesi

Kafede yan masada iki kişi sevgili tartışması yapıyor, barista latte art yapmaya çalışıyor ama kalp yerine dağ çiziyor, ben ise zihnimde Rumi takvimiyle boğuşuyorum.

Bir an gözlerimi kapattım.

Kafamın içinde dev bir sınıf tahtası var. Üzerinde:

“Rumi 1296 yılı miladi kaç yıldır?”

ve altında çözemediğim bir sürü denklem.

Yan masadaki kız dedi ki:

“Beni hiç anlamıyorsun!”

Ben içimden bağırdım:

“BEN ZATEN RUMİ 1296’I ANLAMIYORUM SİZİ NASIL ANLAYAYIM?”

Arkadaş Grubu: Bilgi Savaşı Arenası

Efe yetmedi, bir de gruba yazdı:

“Beyler Rumi 1296 yılı miladi kaç yıldır?”

Grup bir anda aktive oldu.

Mert: “Google’a bakın ya”

Deniz: “1296 mı? Çok eski ya, Osmanlı falan işte”

Ben: “Teşekkürler tarih profesörleri…”

Ama işin komiği şu: herkes bir şey söylüyor ama kimse gerçekten bilmiyor.

Bu arada ben hâlâ kafamda şunu hesaplamaya çalışıyorum:

“Rumi takvim = güneş yılı bazlı Osmanlı mali takvimi… sanırım…”

Ama “sanırım” kelimesi bile özgüvenimi zedeliyor.

Zihinsel Excel Tablosu Açılıyor

Bir anda kendimi şunu yaparken buldum:

1296

584 (ya da -584 müydü?)

= ???

Ama burada problem şu: Ben matematikte de duygusalım.

Yanlış hesap yapınca kendime kızıyorum.

İç ses:

“Sen bu hayatta nasıl yaşıyorsun?”

Ben:

“İyi sor…”

Rumi Takvimle İlk Tanışma Travması

Lisede tarih dersinde bunu görmüştük.

Öğretmen:

“Rumi takvim mali işlerde kullanılmıştır.”

Ben:

“Hocam günlük hayatta kullanıyor muyuz?”

Öğretmen:

“Hayır.”

Ben:

“O zaman neden öğreniyoruz?”

Cevap yok.

İşte o gün Rumi takvimle aram bozuldu.

Şimdi yıllar sonra karşıma çıkıp “Rumi 1296 yılı miladi kaç yıldır?” diye sorunca ben resmen eski bir düşmanla karşılaşmış gibi oluyorum.

Zamanın İzmir Versiyonu

İzmir’de zaman zaten biraz farklı akar.

Mesela:

10 dakika = 1 saat

“Az sonra geliyorum” = belirsiz evren

“Bugün hallederiz” = asla

Böyle bir şehirde Rumi takvim sorusu gelince insanın kafası daha da karışıyor.

Bir yandan güneş, bir yandan tarih, bir yandan kahve fiyatları…

Ben resmen zamanın içinde kaybolmuş durumdayım.

İç Monolog: Ben Kimim, Neredeyim?

O an düşündüm:

“Ben neden Rumi 1296 yılı miladi kaç yıldır diye düşünüyorum?”

Cevap:

Çünkü Efe sordu.

Gerçek cevap:

Çünkü ben gereksiz şeyleri fazla ciddiye alıyorum.

Bir de şu var: Cevabı bilmiyorum ama bilmiyormuş gibi de yapamıyorum.

Bu en kötü kombinasyon.

Kahve Soğurken Beyin Isınır mı?

Latte soğudu.

Beyin ısındı.

Efe hâlâ anlatıyor:

“Bak aslında 584 ekliyorsun falan…”

Ben:

“Efe, sen matematik değilsin, insan ol.”

Ama içimden ona biraz saygı da duydum. En azından kendinden emin.

Benim özgüven:

%12

Efe’nin özgüven:

%98 (hatalı olsa bile)

Kendi Kendime Tartışma

Ben:

“Belki de Rumi 1296 yılı miladi kaç yıldır sorusunu çözmeliyim.”

Ben (5 saniye sonra):

“Ya bırak ya, pizza söyle.”

Ben (10 saniye sonra):

“Ama çözersen zihinsel seviye atlarsın.”

Ben (15 saniye sonra):

“Zihinsel seviye falan umrumda değil, açım.”

Gerçek Hesapla Yüzleşme Anı

En sonunda dayanamadım.

Telefonu aldım.

Hesap makinesi açıldı.

1296 + 584 (emin değilim)

Sonuç: “tahmini bir şey”

Bu noktada şunu fark ettim:

Benim problemim tarih değil, özgüven.

Ve Büyük Gerçek

Rumi 1296 yılı miladi kaç yıldır sorusu aslında bir bilgi sorusu değil.

Bir “panik testi”.

Kim ne kadar kendinden emin?

Kim uyduruyor?

Kim Google’a gizlice bakıyor?

Herkes aslında biraz sahte profesör.

İzmir Gecesi ve Son Düşünce

Akşam oldu.

Kafeden çıktık.

Sokakta rüzgâr var, deniz kokusu hafif gelmiş.

Efe hâlâ konuşuyor:

“Bence doğru hesapladım.”

Ben:

“Bence sen artık susmalısın.”

Ama içimde garip bir huzur var.

Çünkü şunu anladım:

Rumi 1296 yılı miladi kaç yıldır sorusunu bilmek beni daha iyi biri yapmayacak.

Ama bu soruya birlikte gülebilmek yapabilir.

Kapanış Düşüncesi

Eve yürürken kendi kendime dedim ki:

“Hayat zaten çoğu zaman tam olarak hesaplanamıyor.”

Bazen Rumi takvim gibi.

Bir yerde başlıyor, başka bir yerde anlam kazanıyor, sonra biri çıkıp sana soruyor:

“Bunu biliyor musun?”

Sen de diyorsun ki:

“Bilmiyorum ama yaşıyorum.”

Ve belki de en doğru cevap bu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://testforum.com.tr https://biratolye.com.tr https://sporhabercisi.com.tr Sitemap
ilbet mobil girişilbet girişpiabella giriş adresihttps://www.betexper.xyz/betci bahisbetci girişhttps://betci.online/hiltonbet giriş