İçeriğe geç

Afyonkarahisar kalesini kim yaptı ?

Afyonkarahisar Kalesini Kim Yaptı? Taşların İçinde Saklı Bir Hikâyeyi Ararken

Bazen insan bazı soruların peşine düşer ve aslında cevaptan çok o sorunun içinde kaybolur. Benim için bu soru tam olarak şuydu: Afyonkarahisar kalesini kim yaptı?

Kayseri’de yaşayan 25 yaşında biri olarak, çoğu zaman günlüklerime yazdığım şeyler iş, yorgunluk ve içimde biriken sessizlik oluyor. Ama o gün farklıydı. Bir sabah hiçbir plan yapmadan otobüs bileti aldım ve kendimi Afyon’a doğru yola çıkarken buldum. İçimde garip bir boşluk vardı; sanki taş bir kalenin içine girersem o boşluk dolacakmış gibi hissettim.

Afyonkarahisar Kalesini Kim Yaptı? İlk Karşılaşma

Atekyapi olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Afyonkarahisar kalesini kim yaptı” konusunda sizin yanınızdayız.

Afyonkarahisar Kalesi uzaktan göründüğünde bile insanın içini ürperten bir yapıya sahip. Şehre yaklaşırken otobüs camından ilk gördüğüm anı hâlâ hatırlıyorum. Gri bir kaya kütlesi gibi yükseliyordu ama aslında bir kaya değil, sanki zamanın donmuş haliydi.

O an kendi kendime tekrar sordum: Afyonkarahisar kalesini kim yaptı?

Bu sorunun tek bir cevabı yoktu, bunu o anda anlamaya başladım.

İnsan bazen bir yapıyı tek bir ustanın ellerinden çıkmış sanıyor. Oysa bu kale, binlerce yılın üst üste eklediği bir sabır yığınıydı.

Taşların İçinde Başlayan Yolculuk

Kale yoluna tırmanmaya başladığımda nefesim hızlandı. Belki yokuştandı, belki de içimdeki duygulardan. Her adımda Kayseri’de bıraktığım hayat aklıma geliyordu. Yarım kalan konuşmalar, ertelenmiş planlar ve söyleyemediğim cümleler…

Bir noktada durdum ve taş duvara dokundum. Elim soğuk ve pürüzlü yüzeye değdiğinde içimden tuhaf bir şey geçti. Sanki o taş, sadece bir yapı değil de bir hafızaydı.

İşte o an yine sordum: Afyonkarahisar kalesini kim yaptı?

Hikâyenin Başlangıcı: Hittitlerden Gelen Sessizlik

Araştırdıkça öğrendim ki bu kale tek bir dönemin eseri değildi. İlk temellerinin Hititler dönemine kadar uzandığı söyleniyor. Yani bu taşların hikâyesi, binlerce yıl öncesine dayanıyor.

Düşünsene… Ben 25 yaşında hayatımı anlamaya çalışırken, bu kale binlerce yıldır ayakta.

O an içimde bir hayal kırıklığı hissettim. Çünkü kendi hayatım bana bazen çok kırılgan görünüyordu. Oysa bu taşlar imparatorluklar görmüş, savaşlar atlatmıştı.

Ama aynı zamanda içimde bir umut da vardı. Belki de insanın dayanıklılığı da böyle bir şeydi.

Phrygler, Bizans ve Selçukluların İzleri

Kale sadece Hititlerle kalmamıştı. Sonra Frigler, ardından Bizans ve Selçuklular gelmişti. Her biri kaleye bir şey eklemiş, bir şey bırakmıştı.

O anda şunu düşündüm: İnsan hayatı da böyle değil mi?

Ben Kayseri’de kendi hayatımı kurmaya çalışırken, aslında önceki hayatlarımın, seçimlerimin ve kırılmalarımın üstüne yeni şeyler ekliyordum. Tıpkı bu kale gibi.

Ama yine de içimde bir eksiklik hissi vardı. Sanki her şey tamamlanmış ama hiçbir şey bitmemiş gibiydi.

Kalenin İçinde Bir An

Kalenin en üst noktasına çıktığımda rüzgâr yüzüme sertçe vurdu. Şehre baktım. Afyon’un evleri küçük, sessiz ve birbirine bağlı görünüyordu.

Bir süre hiçbir şey düşünmedim. Sadece orada durdum.

Sonra içimden bir cümle geçti:

“Ben neden buradayım?”

Cevap basit değildi.

Belki de kaçıyordum. Belki de arıyordum. Belki de sadece kendime yaklaşmak istiyordum.

Afyonkarahisar Kalesini Kim Yaptı? Taşların Konuştuğu An

Kalenin duvarlarına yeniden baktığımda artık tek bir cevap aramıyordum. Çünkü anlamıştım ki Afyonkarahisar kalesini kim yaptı? sorusu, tek bir kişiye ya da döneme indirgenemezdi.

Bu kale:

Hititlerin ilk dokunuşunu

Friglerin izlerini

Bizans’ın savunma kaygısını

Selçukluların mühendisliğini

Ve Osmanlı’nın sürekliliğini taşıyordu

Yani bu kale, aslında insanlığın kendisiydi.

İçimde Kalan Hayal Kırıklığı

Ama dürüst olmak gerekirse içimde bir hayal kırıklığı da vardı. Çünkü ben bu kaleye bir cevap bulmaya gelmiştim. Net, tek bir isim, tek bir tarih istiyordum.

Ama hayat bana yine netlik vermemişti.

Belki de bazı soruların cevabı olmaması gerekiyordu.

Bu düşünce biraz canımı sıktı. Çünkü ben netlik seven biriyim. Kayseri’deki hayatımda bile her şeyi planlamaya çalışırım. Ama bu kale bana planların her zaman işe yaramadığını gösteriyordu.

Umutla Karışık Bir Sessizlik

Aşağıya inerken içimde farklı bir his vardı. Tam olarak mutlu değildim ama boş da değildim. Sanki içimde bir şey yer değiştirmişti.

Belki de bu kalenin bana öğrettiği şey şuydu:

Bazı yapılar tek bir insanın değil, zamanın eseridir.

Ve ben de kendi hayatımda tek bir “an”ın değil, birikerek oluşan duyguların sonucuydum.

Afyonkarahisar Kalesini Kim Yaptı? Kendime Dönen Yol

Otobüse bindiğimde pencereden son kez kaleye baktım. Güneş batıyordu ve taşlar kızıl bir renge bürünmüştü.

O an içimden sessizce şu cümleyi geçirdim:

“Belki de bu sorunun cevabı hiç önemli değildi.”

Çünkü asıl mesele, Afyonkarahisar kalesini kim yaptı? sorusunu sormak değil, o sorunun beni nereye götürdüğünü anlamaktı.

Kayseri’ye dönerken defterimi açtım. İlk cümleyi yazdım:

“Bugün bir kaleye çıktım ve aslında kendi içime indim.”

Ve ilk kez uzun zamandır hissetmediğim bir şey hissettim. Ne tam umut, ne tam huzur… İkisinin arasında, sessiz ama gerçek bir şey.

İlgili Yazımız: 2025'te CHP'nin cumhurbaşkanı adayı kim ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://testforum.com.tr https://biratolye.com.tr https://sporhabercisi.com.tr Sitemap
ilbet mobil girişilbet girişpiabella giriş adresihttps://www.betexper.xyz/betci bahisbetci girişhttps://betci.online/hiltonbet giriş